Skip to content
Yazı Renkleri
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Haberler arrow Edirne Hakkında bilgi 1
Edirne Hakkında bilgi 1
ImageEdirne Köprüleri Gazi Mihal Köprüsü (Merkez) Edirne’de Yıldırım Mahallesi’nde Tunca Nehri üzerinde bulunan bu köprüyü ilk defa Bizans döneminde Mikhael Paleologos yaptırmıştır. Bu köprünün ne şekilde olduğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Zamanla harap olan köprüyü Osmanlı devletinin akıncılarından Gazi Mihal Bey 1420’de yeniden yaptırmıştır. Mimarı belli olmayan bu köprüye Gazi Mihal Bey’in ismi verilmiştir. Gazi Mihal Bey Köprüsü 184.18 m. uzunluğunda, 5.90 m. genişliğinde olup 16 kemerlidir. Köprüdeki kemer açıklıkları ortalama 8.50 m. olup, yuvarlak kemerlidirler. Orta ayaklar 2.20 m. ölçüsünde birbirlerine eşit olup, üzeri korkuluklarla tamamlanmıştır. Kemerin görünen cepheleri ile tampon duvarları aynı düzlem içerisinde yontma taş ile yapılmıştır. Köprünün korkuluk taşları tampon duvarlarından 10 cm. lik bir konsolla dışarıya taşırılmakta, 50 cm. lik bir yükseklikten sonra içe dönerek 90 cm. lik korkuluğun orta kısmında boydan boya devam etmektedir. Böylece köprü boyunca geniş bir çerçeve meydana getirilmiştir. Bu tür korkuluklara Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde rastlanmamaktadır. Köprünün gövdesi içerisine sızan suların dışarıya atılabilmesi için de pek az örnekte görülen bir drenaj sistemi burada uygulanmıştır. Bunun için de kemerlerin iç kısmında üzengi taşı hizasında ikişer delik açılmış ve buralara madeni borular yerleştirilmiştir. Köprü döşemesinin asfaltla kaplanmasından sonra bu sistem önemini yitirmiştir. Köprünün orta kısmında Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından 1640 yılında yapılmış bir kitabe köşkü bulunmaktadır. Kitabe köşkü üzerine Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin söylediği bir tarih kitabesi yerleştirilmiştir. Bugün bu kitabe Edirne Müzesi’ndedir. Kitabe: Mustafa Paşa vezir-i âli nijad Kim vücudun aleme Allah in’âm eyledi Mülki Osmaniyi tamir etmeye sa'yeyleyüb Her diyarın narmına Li-ilah ikdam eyledi İşidüp cisr-i Mihale kesr-i noksan irdiğin Kesrini cebreyleyüb noksanın itmâm eyledi Oldu bu cisr-i sevab encâma tarihi tamam Mustafa Paşa bu âlî-cisri ihkâm eyledi. h.1050 (1640). Köprü, yapımından 450 yıl sonra depremle harap olmuş ve Sultan II.Abdülhamid köprünün temelleri üzerinde İtalyan ustalarına yeniden bir köprü yaptırmıştır. Yıldırım Köprüsü (Merkez) Edirne Yıldırım Mahallesi’nde bulunan Yıldırım Köprüsünü Sultan III.Mehmed yaptırmıştır. Bu köprü bir bakıma Gazi Mihal Köprüsünün devamı niteliğindedir. Bu köprü Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1544 yılında onarılmış ve üzerine bugün Edirne Müzesi’nde bulunan Bursalı Suni’nin söylediği bir kitabe yerleştirilmiştir. Kitabe: Yıllar ile olup bu cisc-i medid Reh-igüzâr-ı fenada câ-yi ubûr Emri-i şah-ı cihân-penâh ile Yaptılar ana sarfedip makdûr Ehli-i dilden birisi anı görüp Dedi tarihini olup mesrûr Genc-i vâfirr verip yine o şeh Cisr-i virani eyledi mâmur. h.951 (1544) III.Sultan Mustafa tarafından onarılan Yıldırım Köprüsünün onarım kitabesini Şair Örfi yazmıştır: Onarım Kitabesi: Şehinşah-ı muazzam-ı câ zıll-i hazreti mevlâ Mülûk içre bulunmaz şevket ve kudrette banisi Harap iken bu cisri eyledi âbâd esasından Ebü-l-hayrad şah-ı âlem vakit oldu bânisi Bilâdın herbirine şahra berri ihsandır Mürûra bir tarikin bulamazlardı ahalisi Yolu ile lütfe mail Padişah din-perverdir Ki mahfuz oldu dünya gördü bu lütfü ahalisi Hemen bir bende geldi Örfi gibi dedi tarihin Bu cisri yaptı Sultan Mustafanın emr-i âlisi h.1171 (1757) Yıldırım Köprüsü 9 sivri kemerden meydana gelmiştir. Yan kemerler ortadakilerine göre daha dardır. Korniş ve korkuluk taşları bu kemerlerin hemen üzerinde olup, arazi meyiline uyarak da köprünün cephe görünümünü tamamlamaktadır. Köprünün ortasındaki kemerler en yüksek düzeyde olup buradan yanlara doğru alçalarak yol seviyesine inmektedir. Köprünün kemer ve korkulukları yontma taştan, diğer kısımları da tuğla hatıllı moloz taşlardan yapılmıştır. Saraçhane Köprüsü (Merkez) Image Edirne, Sarayiçi’nde Meriç Nehri ile birleştikten sonra güneye doğru akan Tunca Nehri üzerindedir. Aynı zamanda bu köprü şehrin kuzeybatısını saraya bağlamaktadır. Köprü Sultan II.Murad dönemi Umeralarından Şehabettin Paşa tarafından 1451 yılında yaptırılmıştır. Sultan II.Mustafa tarafından da 1706 yılında onarılmıştır. Edirne Valisi Hacı Esved Paşa 1886 yılında taştan örme ayaklar üzerinde köprüyü 50-60 m. kadar uzatmıştır. Ancak eski köprü ile yeni yapılan köprü arasında bir uyum sağlanamamıştır. Saraçhane Köprüsü 120 m. uzunluğunda, 5 m. genişliğinde 11 ayaklı ve 10 kemerli bir köprüdür. Bu köprü 12 ayaklı olarak yapılmışsa da bugün iki yandaki birer kemeri toprak altında kalmıştır. Sivri olan bu kemerler yanlara doğru küçülmekte ve yol seviyesi ile birleşmektedir. Köprü cephelerinde ayaklara üçgen çıkıntılı selyaranlar yerleştirilmiştir. Köprünün üzerinde bir dinlenme balkonu vardır. Köprünün mansap cephesinde kitabe köşkü taş bloklar üzerine oturtulmuştur. Buradaki köşkün cephesi kırık sivri kemerler halindedir. Bu kırık sivri kemerli cephenin üzerinde alınlık şeklinde bir bölüm ve çatı yer almaktadır. Bu görünüşü ile köşk adeta bir zafer takına benzemektedir. Bu köşkün üzerinde bulunan 1451 tarihli kitabe Edirne Müzesi’ndedir. Kitabe: Bena hazel kantaratil meymenetil mübareketi, sahibül hayrati ve-l hasenât El vezirull-âzam ved düstûrul-muazzam el-müştehirull mudevvu bi-Şihabeddin Paşa Edrakehul lahü mâyeşâ Min zemanis-sultanil-mücahid elgazi Murad Han İbn-i Muhammed han min nesli Osman. Senete hamse ve hamsine ve semanemietin hicriyetin hilaliyetin. h.855 (1451) Sultan III.Mustafa’nın yaptırmış olduğu onarımı belirten kitabesi bugün köşkün üzerinde bulunmaktadır: Padişâh-ı heft-kişver şehriyâr-ı bahr-ü ber Hazreti Han Mustafa Şahinşehi Nusret Liva Edirne şehrine teşrif edicek emreyledi Çün bu hayrı (cisri) yapmağa ol dâver-i ferman reva Hamdi’llâh bir ****net üzre bünyad oldu kim Çeşm-i dünya görmemiştir böyle muhkem bir bina Şevketiyle gün be gün ömrünü efzûn eyleyip Böyle çok hayra muvaffak eyleye bari Hüdâ Faika tekmil olunca didiler tarihini Eyledi ferman yaptı bu cisri yaptı Sultan Mustafa. h.1113 (1702) Köprünün baba taşları dikdörtgen görünümlü payeler halinde olup, köprünün her iki yönünde de yer almaktadırlar. Köprünün bütünü kesme taştan yapılmıştır. Fatih Köprüsü (Merkez) yaptırılmıştır. Sultan II.Mustafa tarafından da 1706 yılında onarılmıştır. Edirne Valisi Hacı Esved Paşa 1886 yılında taştan örme ayaklar üzerinde köprüyü 50-60 m. kadar uzatmıştır. Ancak eski köprü ile yeni yapılan köprü arasında bir uyum sağlanamamıştır. Saraçhane Köprüsü 120 m. uzunluğunda, 5 m. genişliğinde 11 ayaklı ve 10 kemerli bir köprüdür. Bu köprü 12 ayaklı olarak yapılmışsa da bugün iki yandaki birer kemeri toprak altında kalmıştır. Sivri olan bu kemerler yanlara doğru küçülmekte ve yol seviyesi ile birleşmektedir. Köprü cephelerinde ayaklara üçgen çıkıntılı selyaranlar yerleştirilmiştir. Köprünün üzerinde bir dinlenme balkonu vardır. Köprünün mansap cephesinde kitabe köşkü taş bloklar üzerine oturtulmuştur. Buradaki köşkün cephesi kırık sivri kemerler halindedir. Bu kırık sivri kemerli cephenin üzerinde alınlık şeklinde bir bölüm ve çatı yer almaktadır. Bu görünüşü ile köşk adeta bir zafer takına benzemektedir. Bu köşkün üzerinde bulunan 1451 tarihli kitabe Edirne Müzesi’ndedir. Kitabe: Bena hazel kantaratil meymenetil mübareketi, sahibül hayrati ve-l hasenât El vezirull-âzam ved düstûrul-muazzam el-müştehirull mudevvu bi-Şihabeddin Paşa Edrakehul lahü mâyeşâ Min zemanis-sultanil-mücahid elgazi Murad Han İbn-i Muhammed han min nesli Osman. Senete hamse ve hamsine ve semanemietin hicriyetin hilaliyetin. h.855 (1451) Sultan III.Mustafa’nın yaptırmış olduğu onarımı belirten kitabesi bugün köşkün üzerinde bulunmaktadır: Padişâh-ı heft-kişver şehriyâr-ı bahr-ü ber Hazreti Han Mustafa Şahinşehi Nusret Liva Edirne şehrine teşrif edicek emreyledi Çün bu hayrı (cisri) yapmağa ol dâver-i ferman reva Hamdi’llâh bir ****net üzre bünyad oldu kim Çeşm-i dünya görmemiştir böyle muhkem bir bina Şevketiyle gün be gün ömrünü efzûn eyleyip Böyle çok hayra muvaffak eyleye bari Hüdâ Faika tekmil olunca didiler tarihini Eyledi ferman yaptı bu cisri yaptı Sultan Mustafa. h.1113 (1702) Köprünün baba taşları dikdörtgen görünümlü payeler halinde olup, köprünün her iki yönünde de yer almaktadırlar. Köprünün bütünü kesme taştan yapılmıştır. Fatih Köprüsü (Merkez) Image Edirne Sarayiçi’nde, Demir Kapı ile Adalet Kasrı arasında Tunca Nehri üzerindeki bu köprünün kitabesi bulunmadığından ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, köprünün Fatih Sultan Mehmet döneminde XV.yüzyılda yapıldığı kabul edilmektedir. Mimarı hakkında da bir bilgi bulunmamaktadır. Sarayiçi’ndeki sarayın yanmasından sonra yapılan Süvari Kışlalarına yakınlığından ötürü de bu köprüye Süvari Köprüsü, saray kullanılırken de Has Bahçe Köprüsü isimleri de yakıştırılmıştır. Köprü 4 ayak üzerine 3 kemerli olarak kesme köfeki taşından yapılmıştır. Köprü kemerleri hafif sivridir. Orta kemer diğerlerinden daha büyük ve daha geniştir. Kemer ayakları memba cephesinde üçgen bir çıkıntı oluşturur. Bunun karşı cephesinde ise sekizgenin yarısı olarak düşünülen kütlevi bir çıkıntı bulunmaktadır. Köprü üzerinde dışarıya taşkın bir korniş uzanmaktadır. Bu kornişler köprünün meyline uygundur. Baba taşları bulunmamaktadır. Beyazıt Köprüsü (Merkez) Edirne Beyazıt Camisi yakınında Tunca nehri üzerindedir. Aynı zamanda bu köprü Edirne Merkezini Yeni İmaret Mahallesi’ne bağlamaktadır. Köprü Sultan II.Beyazıt tarafından 1488’de yaptırılmıştır. Mimarı Hayreddin’dir. Beyazıt Köprüsü, 78 m. uzunluğunda, 6 m. genişliğinde kesme taştan yapılmıştır. Köprü beş sivri kemerli olup, kemer açıklıkları ortada 7 m., yanlarda da 3’er m.dir. Köprünün Edirne yönündeki kemer ayakları bugün toprak altında kalmıştır. Orta ayakları oldukça kalın ve kütlevidir. Köprünün tampon duvarları üzerinde bir korniş boydan boya devam etmektedir. Baba taşı bulunmamaktadır. Yalnız Göz Köprüsü (Merkez) Edirne Sarayiçi’nde Beyazıt Köprüsü’nün devamıdır. Sultan II.Selim zamanında, 1570 yılında yapılmıştır. Mimar Sinan tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Köprü tek bir kemerden, 6.60 m. açıklığındadır. Kesme taştan yapılmıştır. Kanuni Köprüsü (Saray Köprüsü) (Merkez) Edirne Sarayiçi’nde Tunca Nehri üzerinde olan bu köprüyü Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1560 yılında Mimar Sinan yaptırmıştır. Sarayiçi Köprüsü ismi ile de anılan bu köprü 4 sivri kemer üzerine oturtulmuştur. Köprüde selyaranlar dışında başka bir mimari eleman görülmemektedir. Her iki yönündeki baba taşları da köprüyü tamamlamaktadır. Köprünün memba cephesinde sivri kemerli selyaranları bulunmaktadır. Köprü üzerinde bir korniş devam etmektedir. Bu korniş ile korkuluk arasında iki sıralı bir taş dizisi bulunmaktadır. Uzunköprü (Uzunköprü) Image Edirne Uzunköprü’de Ergene Nehri üzerinde Sultan II.Murad zamanında 1443-1444 yıllarında Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından yaptırılmıştır. Köprü 1392 m. uzunluğunda 5,5 m. genişliğinde olup, 174 gözden meydana gelmiştir. Köprünün kemerleri sivri ve yuvarlak olmak üzere iki ayrı şekildedir. Bunlardan Uzunköprü tarafındaki 1-33 kemerleri sivri, 34-80 kemerleri yuvarlak, 81-112 kemerleri yine sivri, 113-151 kemerleri yuvarlak, 152-160 kemerleri sivri, 161-174 kemerleri yuvarlak olarak yapılmıştır. Kemer açıklıklarının hepsi aynı genişlikte olmasına rağmen yalnızca 147 ile 148. kemerler diğerlerinden biraz daha geniş ve büyüktür. Tampon duvarları üzerindeki selyaranlar 55. kemerden başlamakta ve her kemerde orta ayak hizasında üçgen çıkıntılar meydana getirmektedir. Orta ayaklarda selyaranlar üzerinde yer Image alan tahliye gözleri kemer halindedir. Ancak günümüzde bu gözler köprü cephesinde bulunmamaktadır. Köprünün yapımında kesme taş kullanılmıştır. Uzunköprü’deki tarih köşkü veya tarih kitabesi bulunmamaktadır. Ancak Sultan II.Abdülhamid zamanında köprü onarılmış ve kitabesi Uzunköprü’deki Gazi Mihal Bey veya Belediye Parkı Çeşmesi denilen çeşmenin üzerine konulmuştur. Köprü karayollarınca onarılmış ve bu onarım sırasında hiçbir anlamı olmayan bir fil kabartması buraya yerleştirilmiştir. Meriç Köprüsü (Merkez) Image Edirne Karaağaç yolu üzerinde Meriç ve Arda nehirlerinin birleştikleri yerde Meriç Nehri’nin üzerinde bulunmaktadır. Bu köprünün olduğu yerdeki selden yıkılan eski köprünün yerine Sultan II.Mahmut Edirne’ye geldiğinde yeni bir köprü yapılmasını istemiştir. Ancak maddi sıkıntıdan ötürü köprünün yapımına hemen başlanamaz ve bu köprü Abdülmecid döneminde yapılabilmiştir. Köprünün yapımına 1842 yılında başlanmış, 1847’de de tamamlanmıştır. Mimarının kim olduğu bilinmemektedir. Köprü 263 m. uzunluğunda, 7 m. genişliğinde ve 13 ayak üzerine 12 kemerli olarak yapılmıştır. Köprünün kemerleri hafif sivri olup, kemer aralıkları 12 m.dir. Orta ayaklarda ise bu açıklık 6 m. civarındadır. Selyaranlar köprünün memba ve mansap cephelerinde orta ayaklar üzerindedir. Memba cephesindeki selyaranlar üçgen çıkıntılar halinde olup, bunların tepe uçları da üçgen biçimdedir. Mansap cephesindeki selyaranlar yedi köşeli çıkıntılar halindedir. Köprünün ortasında yer alan selyaranlar hem membada hem de mansapta çıkıntı meydana getirmektedirler. Köprünün orta kısmında memba cephesinde bir köşk balkonu, mansap cephesinde de bir kitabe köşkü bulunmaktadır. Kitabe köşkü barok üslupta, mermerden yapılmıştır. Burada birbirine bitişik ikişer paye üzerine bir tonoz yerleştirilerek köprünün kitabesi buraya konulmuştur. Bu bölüm dıştan kubbe şeklindedir. Aynı zamanda bu köşk bir dinlenme yeri olarak da düşünülmüştür. Köşk cephesinde görülen mermer kitabe Yunanlıların Trakya’yı işgali sırasında yok edilmiştir. Bundan sonra Necmettin Okyay’dan icazetli Uğur Derman tarafından talik yazı ile yeniden yazılmıştır (1966). Image Kitabe: Esas-endâz-ı dünyâni kerem Abdülmecid han’ın İmar-ı mülkünün üstad-ı adli oldu mimari Olalıdan münhel cezb-ü mekârim ol şehin ahdi Seza mânend derya dehre kılsa lütf-i câri O Şahinşedir elhakk faiz-ül hayrât âlemde Sezâdır kılsa âbâdân mülkü böyle âsârı Edirne beldesi enhrı üzre hayr-i şâhne Garîk-i cûy-i ihsan eyledi etraf ü aktarı Gelib geçtikçe halk-ı memleket bu cisr-i sanîden Duasaz dû-bâlâ kıldılar evrad-ü ezkârı Meriç ü Arda nehri tâ-revan oldukça bu sûden O şahin mülkünün feyz-i ilâhi ola enhârı Bu tâk-ı cisri tersi’i etti Ziver işbu tarihin Bu âli cisr oldu hayr-ı sanî-i cihandârî. Sene:1258 Kesme taştan yapılmış olan köprünün korniş taşı ve korkuluk taşları köprü meyiline uygun olarak devam etmektedir. Tunca Köprüsü (Merkez) Image Edirne’de Tunca Nehri üzerindeki Edirne’nin Karaağaç ile bağlantısını sağlayan köprüyü Sultan II.Mehmet zamanında defterdarlık görevinde bulunmuş olan Ekmekçizade Ahmet Paşa 1608-1615 yıllarında yaptırmıştır. Köprünün mimarı İstanbul’da Sultanahmet Camisi’ni de yapmış olan Sedefkâr Mehmet Ağa’dır. Tunca Köprüsü 11 ayaklı ve 10 kemerli olarak yapılmıştır. Köprünün mansap ve memba cephelerinde görülen selyaranlar üçgen çıkıntılar halindedir. Köprü üzerinde bir de kitabe köşkü bulunmaktadır. Yarısı yıkılmış olan köprü yeniden yapılmıştır. Köprünün hafifletme gözleri selyaranlarla bir bütün oluşturacak şekilde köprü cephesine yerleştirilmiştir. Bunların iki tanesi üç ve dördüncü kemerlerin oluşturduğu orta ayak üzerindeki üçgen selyaranın iki yanında yer almaktadır. Bu gözler sivri kemerlidir. Mansap cephesinde yer alan selyaranın iki yanında görülen hafifletme gözleri memba cephesindekilerin bir tekrarıdır. Köprünün ortasında kitabe köşkünün altında bulunan hafifletme gözü kitabe köşkü ile bütünleşmiştir. Bu kısım tampon cephesinden dışarıya doğru kare bir çıkıntı meydana getirmektedir. Köprünün ortasında bulunan kitabe köşkü bir balkon görünümündedir. Bu kitabeyi Edirneli Şair Kamil mermer üzerine talik yazı ile yazmıştır. Kitabe: Ekmekçi Zade Ahmed Paşa-i kâmkârı Hayratını görenler itmez mi hayrile yâd Bu devlet içre defterdâr oldu on sekiz yıl Bâ haşmet-i vezâret bâ devlet-i Hüdâdâd Doldurdu Tunca nehrin bî şübhe sîm-ü-zerle Bu cisr-î bî âdili illâh itti bünyâd Maksudu bir du’adır ancak gelüb geçenden Lâyık budur ki sen de ruhunu idesin şâd Kâmî didi esas-ı mistahkemine tarih Zibende rah-ı gülşen bu cisr-i Ahmed âbâd Kad büniye fî seneti 1016 (1607). Edirne Çeşmeleri İbrahim Paşa Çeşmesi (Merkez) Edirne’de İbrahim Paşa Mahallesi’nde, İbrahim Paşa Sokağı’nda İbrahim Paşa tarafından 1495’te yaptırılmıştır. İbrahim Paşa Camisi’nin şadırvanı olarak da kullanılan bu çeşme sekiz cephelidir ve dört kenarında çeşme aynaları kemerler içerisine alınmış, etrafı yarım payelerle de sınırlandırılmıştır. Ayrıca her cephede kemerleri tutan payeler bulunmaktadır. Paye kaidelerinin altı vazo şeklinde, başlıkları da akantus yapraklıdır. Kesme taştan yapılmış olan çeşme İbrahim Paşa Camisi’nin yıkılmasından sonra meydan çeşmesi konumuna gelmiştir. Hacı Adil Bey Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Meriç Köprüsü’nün bitiminde, Karaağaç yolunun başında bulunan bu çeşmeyi Edirne Valisi Hacı Adil Bey 1904 yılında yaptırmıştır. Barok üsluptaki çeşmenin projesini Edirne Evkaf Müdürü Sadrettin Bey ile Dr.Rıfat Osman çizmiştir. Çeşme üzerinde Üsküdarlı Şair Alaaddin’e ait bir beyit bulunuyordu. Ancak bu beyit Karaağaç’ın Yunan işgali sırasında yerinden sökülmüştür. Çeşme üç kademe üzerinde kesme taş ve mermerden dört köşeli olarak yapılmıştır. Batı ve doğu yönündeki sivri kemerli cepheleri rumi ve palmetlerle süslenmiştir. Diğer cepheler sade bezemesiz mermerdir. Çeşmenin dört cephesinde de kitabeler vardır. Çeşmenin üzeri geniş ahşap bir saçakla örtülüdür. Edirne Belediyesi tarafından 2000 yılında onarılmıştır. Köseç Balaban Çeşmesi (Merkez) Edirne Medrese-i Ali Bey Mahallesi’ndedir. Köseç Balaban isimli bir kişi tarafından 1544’te yaptırılmıştır. Nazır Çeşmesi (Merkez) Image İstanbul yönünden Edirne’ye girişte bulunan Nazır Çeşmesi, Koca Nazır denilen Mehmet Bey tarafından 1574 yılında yaptırılmıştır. Edirne Kadısı Salih Efendi ölen kız kardeşi Zeliha Kâmile Hanım için 1862 yılında bu çeşmeyi yeniden yaptırmıştır. Kesme taştan, tek cepheli bir çeşme olup haznesi piramidal taş çatı ile örtülüdür. Ayna taşı düz mermerden olup bezemesi bulunmamaktadır. Önünde bulunan üç yalak taşı yükseltilen yol nedeni ile toprak seviyesinin altında kalmıştır. Sinan Ağa Çeşmesi (Merkez) Edirne Sultan II.Beyazıt Camisi’nin yanında bulunan bu çeşmeyi Sinan Ağa 1669’da yaptırmıştır. Kesme köfeki taşından yapılmış olan çeşme sivri kemerli alınlık kısmı ve önünde de yalağı bulunmaktadır. Yekpare mermer üzerine çeşmenin sekiz satırlı bir kitabesi vardır: Sahib-i himmet Sinan ağa ki odur Mahzar-ı eltaf hayye lem’ yez’el Eyledi bu Çeşme-i pâki bina Fi-sebil-illah zi-hayr-i ecel Bir mahallinde eserdi bir riyâ Ola makbulü hüdavend-i ezel, Nûş edip dedim o dem tarihini Ab-ı safi, hayr-ı vâlâ, bî-bedel 1080 (1669) Sinan Ağa Yeni İmaret karakolu önüne, Saraçhane Köprüsü başına ve Yeni İmaret’te terazili çeşmeyi kendisi, eşi, oğlu ve kızı adına yaptırmıştır. Ayşe Kadın Çeşmesi (Merkez) Edirne Ayşe Kadın Mahallesi’nde Ayşe Kadın camisi yanındaki çeşme 1647 yılında yaptırılmıştır. Çeşme kitabesi zamanla bozulmuş ve daha sonra bir hayırsever tarafından yenilenmeye çalışılmış, üzeri de badana edildiğinden okunamamıştır. Kesme köfeki taşından sivri kemerli bir çeşmedir. Yıldırım Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Yıldırım Mahallesi’nde İbrahim Bey isimli bir hayırsever tarafından 1669’da yaptırılmıştır. Yıldırım Camisi’ne yakınlığından ötürü bu isimle anılmıştır. Bir meydan ortasında bulunan Yıldırım Çeşmesi sarnıcı ile birlikte 3.00x3.00 m. ölçüsünde kare planlı olup, kesme köfeki taşından yapılmıştır. Çeşme üzeri küçük yuvarlak bir kubbe ile örtülüdür. Sivri kemerli ayna taşı ve önünde yalağı bulunmaktadır. Ayna taşının üzerinde mermer kitabesi vardır: Lillâhi aynen yeştehi hâ el-vâridûn Min hayr-i İbrahim iza ecr-i bihâ Lem’a levc-i-lillah ecr-i mâ’i ha Sevabiha car-ül-yevm yuıb-asun Mâ-i muinen yestelezze-eşşaribûn Errahmet aynen yeşrebu bihâ el mukarrebûn 1080 (1669) Dertli Mustafa Ağa Çeşmesi (Merkez) Image Saraçhane Köprüsü’nün güneyinde, Saraçhane Karakolunun yanında bulunan bu çeşme, karakolun buradan kaldırılması üzerine, Edirne Belediyesi tarafından 1971 yılında bugünkü İtfaiye Müdürlüğü’nün arkasına taşınmıştır. Kesme taştan, 3.60 m. yüksekliğinde dikdörtgen olan çeşmenin cephesi 1.80 m. genişliğindedir. Yekpare mermerden ayna taşı ve üzerinde muslukları, önünde de yalakları vardır. İlk yapılışında çeşmenin üzeri kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bugünkü durumda b u kubbe ortadan kaldırılmış ve kasnaklar farklı biçimde çeşme üzerine oturtulmuş ve böylece Osmanlı mimarisinde rastlanmayan değişik bir görünüm ortaya çıkmıştır. Rıfat Osman Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Ticaret Lisesi önünde Dr.Rıfat Osman tarafından 1916 yılında yaptırılmıştır. Neo-Klasik dönem mimarisini yansıtan çeşme, dört sütun üzerine kubbeli olarak yapılmıştır. Sütünlar birbirlerine Neo-Klasik dönem özelliği taşıyan sivri kemerlerle bağlanmıştır. Sütunların üzerindeki köşelerde sitilize palmeti andıran köşe çıkıntıları bulunmaktadır. Bu köşe çıkıntılarının arasına da üçgen alınlıklar yerleştirilmiştir. Sütunların arasında alçakta su haznesi ve muslukları bulunmaktadır. Muradiye (Sultan Süleyman) Çeşmesi (Merkez) Edirne Muradiye Camisi’nin girişinde bulunan bu çeşmenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Mimar Sinan’ın yaptırmış olduğu su yolu bu çeşmeye de bağlanmıştır. Kesme köfeki taşından 3.70x3.25 m. ölçüsünde kareye yakın planlı, kütlevi bir yapısı olan çeşmenin her yüzünde sivri kemerli ayna taşları bulunmaktadır. Ayna taşları kabartma silmelerle çerçeve içerisine alınmıştır. Üzeri piramidal taş bir külahla örtülmüştür. Askeri Hastane Yanındaki Çeşme (Merkez) Edirne Eski Askeri Hastanesi’nin önünde bulunan bu çeşme 1915 yılında yapılmıştır. Eski Askeri Hastane Avarız Köyü’ne giden yolun doğusunda olup, günümüzde şehir çöplüğüdür. Edirne’nin Osmanlı-Rus ve Balkan savaşlarının anısını yansıtan çeşmenin kitabesinde 1911-1912 yıllarında koleradan 581, tifüsten 344 ve hummadan 72 kişinin; 3 hekimin de tifüsten şehit olduğu yazılıdır. Bu nedenle çeşme şehitlerin anısı için yapılmıştır. Bu çeşme 1971 yılında Eski Cami yakınına ve Bedesten’in önüne nakledilmiştir. Hastanenin bahçesine meydan çeşmesi olarak yapılan bu çeşmenin cephesi 15.00 m., yüksekliği 5.00 m., derinliği de 1.00 m.dir. Kesme köfeki taşından yapılmış olan çeşmenin sivri kemerli nişleri ve Rûmili, palmetli kitabesi vardır. Yelli Burgaz Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Çavuşbey Mahallesi Ağaçpazarı Sokağı’nda bulunan Yelli Burgaz Çeşmesi İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir. Çeşme köfeki taşından kare planlı, iki cepheli olup, üzeri taş piramidal örtülüdür. Çeşmenin cepheleri hafif sivri yuvarlak kemerli olup, içerisine ayna taşı ve altına da yalağı yerleştirilmiştir. Çeşmenin piramidal örtü ile birleştiği yerde bademli bir silmesi vardır. Sinan Ağa Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Beylerbeyi Camisi’nin haziresi yanında bulunan bu çeşmeyi Sinan Ağa 1699 yılında yaptırmıştır. Kesme taştan, kare planlı çeşme üç cephelidir. Üzeri taştan piramidal bir külah ile örtülmüştür. Sivri kemerli cephelerinin içerisine ayna taşı ve yalak yerleştirilmiştir. Ön cephesindeki sivri kemerin üzerine mermer kitabesi yerleştirilmiştir. Bu kitabelerde Kuran’dan alınma ayetler yazılıdır. Çeşmenin doğu yönü kaş kemerli olup, burada üçgenler içerisinde lale motifleri ve güçleler bulunmakta olup, çeşmenin iki kenarında da selvi motifleri vardır. Yahya Bey Çeşmesi (Merkez) Edirne Kıyık Caddesi üzerinde, eski Tophane yolu üzerindeki bu çeşmeyi Yahya Bey 1580 yılında yaptırmıştır. Yahya Bey, Sultan III.Murad döneminde divan sahibi şairlerdendir. Mimar Sinan üslubunda yapılan bu çeşme, Mimar Sinan’ın Edirne’ye su yollarını getirmesinden sonra yaptırılmıştır. Çeşme kesme taştan, piramidal taş örtülüdür.Tek cepheli olan çeşmenin üzerindeki iki silme arasına mermer sülüs yazılı 82x38 cm. ölçüsünde kitabesi yerleştirilmiştir. Kitabe: Çünkü bu mâ’i tâhuri kıldı seyyid-i Yahya Bey Bi nihayet rahmet etsun ana hayy-i müsteaân Vasfedip dedi bir eksikle anın tarihini Çeşme-i ab-ı hayatı canfezayı cavidan 989 (1580) Hatip Bey Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Meydan Mahallesi, Selimiye Camisi ile Atik Ali Paşa Camisi yakınında bulunmaktadır. Çeşmenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bezirgân Hacı Mehmet Efendi tarafından onarılmıştır. Bu onarımı belirten kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak Oral Onur’dan öğrendiğimize göre kitabenin metni şöyledir: Bezirgân el Hac Muhammed Muvaffak idi bu hayratı tamir Harabe müşerref olmuşken bu Çeşme Edüp tamir anı eyledi abâd Ola banisi hem tamir edenle Duhûl eden eyler sa’d ab hemişe Akıp bir sariye tarihin sakkdır İçendir dil-teşne gelene afiyet yap. Çeşme kesme taştan iki cepheli, kare planlıdır. Üzeri taştan piramidal külah ile örtülmüştür. Sivri kemerli cephesine ayna taşı ve yalağı yerleştirilmiştir. İki Lüleli (Şair Hayali) Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Uzunkaldırım Caddesi’nde bulunan iki lüleli çeşmeyi Edirneli şairlerden hayali yaptırmıştır. Bu çeşmenin suyu iki lüleden aktığından ötürü de halk arasında İki Lüleli Çeşme olarak tanınmıştır. Çeşmenin orijinal kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak 1906 yılında çeşmeyi onaran Mustafa Bey buraya bir onarım kitabesi koydurmuştur. Kesme taştan, tek cepheli ve haznelidir. Cephesinde yuvarlak bir niş içerisine ayna taşı ve yalak yerleştirilmiştir. Çeşmenin cephesi kalın silmelerle çerçeve içerisine alınmıştır. Çeşmenin yanında ikinci bir ayna taşı daha bulunmaktadır. Yükselen yol nedeni ile çeşmenin bir bölümü toprak altında kalmış olup, bugün harap durumdadır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi (Merkez) Image Edirne’de Selimiye Camisi yakınında, Arasta’nın karşısında bulunan çeşmeyi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1666 yılında yaptırmıştır. Edirne çeşmeleri arasında en büyüklerinden biri olarak nitelenen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın bu çeşmesi zamanla harap olmuş, Cumhuriyet döneminde Trakya Genel Valisi Kâzım Dirik tarafından onarılmış ve suyu akıtılmıştır. Çeşme meydan çeşmesi niteliğinde olup, kesme taştan üç cephelidir. Üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Cephelerinde sivri kemerler içerisine alınmış ayna taşları ve yalak kısımları bulunmaktadır. Sivri kemerin içerisine dikdörtgen mermer üzerine yazılmış kitabesi yerleştirilmiştir: Cenab- Mustafa Pâşayı Ekrem Odur Pirâye bend-i şahid-i mülk Akıttı Edirne şehrinde bir su Göründü feyz-i İsim Mustafadan Atâllahü ömreh bis-sade ve ekbar Vezir_i Padişah-ı mesnet âra Odur kaim makam-ı adil pirâ Kim etti cer’asın Kevser-i temennâ Medine Edirne mâ’ayn-ı zerkâ’ Bi mâ’i feyzi min tarihi şânı Cer’i-aynü tüsemma sel-sebila 1077 (1667) Hacılar Ezanı Çeşmesi (Merkez) Image İstanbul’dan Edirne’ye giriş yolu üzerinde bulunan bir namazgâh çeşmesidir. Edirne’den Hacca gidenlerin uğurlandığı ve karşılandığı yerde bulunan bu çeşmeyi 1798 yılında Ahmet Ağa yaptırmıştır. Çeşme 1903 yılında Cezzar Mustafa Efendi tarafından onarılmıştır. Bunu belirten kitabede Hacı Cezzar Mustafa Efendi ile eşi Hacer Hanım’ın ruhları için yaptırıldığı belirtilmektedir. Çeşme kesme taştan olup, üzeri konsollarla dışarıya doğru çıkıntı yapan düz bir kalıp şeklindedir. Bu tür çeşmelere Osmanlı mimarisinde rastlanmadığından kendisine özgü bir çeşmedir. Amcazade Çeşmesi (Merkez) Edirne Kıyık Caddesi üzerindeki çeşmeyi Beylerbeyi ve Kaptan-ı Deryalık yapmış olan Amcazade Hüseyin paşa 1704 tarihinde yaptırmıştır. Bu çeşmeyi Sultan III.Mustafa’nın sadrazamı iken yaptırmış, çeşmenin suyunu da Buçuktepe’de yaptırdığı Kasr-ı Dilara’dan getirmiştir. Çeşmenin sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır. Aynı zamanda Edirne Valisi ve ordu kumandanı Arif paşa’da 1901 yılında bu çeşmeyi onarmış ve bununla ilgili talik yazılı bir kitabeyi de çeşme üzerine koydurmuştur. Kitabe: Etti icra bu çeşmenin abın Hükmü şahinşe mübarek pey Emredince Hüseyin paşaya Etti lep teşne—gâni ableri Nice paşa ki lütuf ve ihsanı Gıpta-fermâi ruh hâtem Tayyi Bağlardan geçirdi bu abı Oldu atişâne neşve-bahş hâmi Öyle bir eyn-ruh perver kim Ab-ı hıvan yanında leys şebi Oldu yekpare Faika tarihi Bu iki mısra pey-ender-pey İçene ruhtur bu ab-ı zülâl Ve minel mâ’i külli şeyin hay 1116 (1704) Onarım Kitabesi: Binüçyüz yirmibir seneyi hicriyesinde Yaver-i Ekrem hazret-i şehriyârı Edirne Vali Vekili ve ikinci orduyu Hümâyün Müşiri Devletlû Arif paşa hazretleri tarafından Tamir ve suyu isale ettirilmiştir. 1321 (1903) Kesme taştan ve tek cepheli olarak yapılan çeşmenin yüksekliği 4 m., cephe genişliği ise 2.80 m. olup, Sivri kemer içerisinde bulunan ayna taşı mermerdendir. Yeniçeriler Çeşmesi (Acı Çeşme) (Merkez) Image Edirne Muradiye Camisi’nden Küçükpazara inen yol üzerindeki meydanda Yeniçeriler Hamamı bitişiğindedir. Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Sultan I.Murad döneminde Yeniçeriler Ocağı burada bulunduğundan bu çeşmenin de o dönemden kaldığı sanılmaktadır. Suyunun acı oluşundan ötürü de halk arasında Acı Çeşme ismi ile de anılmaktadır. Kesme taştan yapılan çeşmenin yuvarlak kemeri içerisinde ayna taşı ve yalak taşı bulunmaktadır. Çeşmenin üzeri piramide yakın bir taş üst örtü ile kapatılmıştır. Muhammet İbn-i Ahmet çeşmesi (Merkez) Edirne Saraçhane Mahallesi’ne giden yol üzerinde beylerbeyi Camisi’nin de karşısındadır. Muhammed İbn-i Ahmet çelebi tarafından 1591’de yapılmıştır. Bunu belirten sülüs yazılı bir kitabe çeşme üzerine yerleştirilmiştir. Kitabe: Merhum Muhammet İbn-i Ahmet çelebi Tarihi fî sene elf. 1000 (1591). Kesme taştan, tek cepheli bir köşe çeşmedir. Çeşme 1943 yılında Bektaş Şeker Pancarı tarafından onarılmış ve bunu belirten Türkçe bir kitabe de çeşmenin üzerine konulmuştur. Afife Hatun Çeşmesi (Merkez) Edirne Şeyhi Çelebi Image Edirne Şeyhi Çelebi Mahallesi’ndedir. Afife hatun tarafından 1774 yılında yaptırılmıştır. Afife Hatun hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. çeşme kitabesini XVIII.yüzyıl Mevlevi dervişlerinden Hattatzâde hacı Mehmet Efendi yazmıştır. Afife namı hatun kıldı ihya Fi-sebil-illâh Feramuş etmesin nuş eyleyenin aştân rahmetden Mücevher harf ile Tâib dedi bir hoş edaya tarih Revan oldu bu ab-ı Kevser elhak ayn-ı izzetden. 1187 (1774). Çeşme kare planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. Tek cepheli çeşmenin sivri kemeri içerisinde ayna taşı bulunmaktadır. Üst örtüsü çatı ile kaplıdır. Ancak bu çatı günümüze gelememiştir. Hacı Mehmet Ağa Çeşmesi (Merkez) Image Edirne Mithat Paşa Mahallesi’nde, Tabakhane Caddesi girişinde, Şah Melek Camisi’nin güneyinde yer alan bu çeşmeyi Hacı Mehmet Ağa 1651 yılında yaptırmıştır. Kesme taştan tek cepheli bir çeşmedir. Sivri kemerin içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır. Boyu 3 m., cephe genişliği ise 2.68 m. dir.Yan cephesinde dikdörtgen bir niş ve onun da üzerinde hazne kapağı bulunmaktadır. Hacı Hüseyin Çeşmesi (Merkez) Edirne 25 Kasım Stadyumu’nun yanında Balaban Paşa Mahallesi’ndeki bu çeşmeyi Hacı Hüseyin 1686 yılında yaptırmıştır. Çeşmenin önündeki havuz 1808’de yaptırılmıştır. Bu çeşme ve havuz Edirne Belediyesi tarafından kaldırılmış, sülüs yazılı kitabesi stadyumun duvarında bulunmaktadır. Kitabeyi Şair Razî yazmıştır. Kitabe: Edüp ruh-ı resul-illah çün bu Çeşmeyi bünyâd Zî âli eser hacı Hüseyinin nâmı yâd olsun Eder dil merde nice teşneyi her demde ol ihya Ana Kevser nasib oluptur cennet küşâd olsun Yerinde vaz edüp muhtaç idi hakka bu rah üzre Güzel hayr eyledi makbûl hallâk ve ibâd olsun Dedi itmamının tarihini seyr eyleyüp Razî Bu mâ’dan iç Hüseyin hem Hasan ervah şâd olsun. 1098 (1686). Abdülaziz Çeşmesi (Merkez) Image Edirne’ye 4 km. uzaklıkta olan çeşmenin kitabesinde 1870-1871 yıllarında Edirne’de Valilik yapan Mehmet Asım Paşa’nın ismi geçmektedir. Buna dayanılarak çeşmenin Sultan Abdülaziz döneminde Edirne Valisi Mehmet Asım Paşa tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Kitabe:Hazreti Abdülaziz hanın hümayi şevketi Sayesinde hane-i sever oldu her beytül hüzn Sû-be-sû mülkünde açtı rah-ı mâ’muriyeti Sakinan memleket gördü nice hayr-ı hasen Emredüp işte Edirne vali-i alîsine Yani Asım paşa kim ol veziri mü’temen Su gibi bezleydedi gencine sayi ve himem Hep ahali hizmet ettiler bu yolda bilbeden Yazdı defterdarı Sadullah tarih tamam Yaptı bir yol bir de çeşme çaluşup ehli vatan 1288 (1870) Çeşme kesme taştan, tel cepheli ve konaklama yeri çeşmelerinden olup kemerlidir. Ayna taşı bulunmamaktadır. Namazgâh Çeşmesi (Merkez) Edirne Saray-ı Cedid-i Amire’nin Tunca Nehri kenarındaki meydanda yer alan Namazgâhın çeşmesidir. Sultan I.Ahmet döneminde 1768’de yapılmıştır. Bazı iddialara göre de Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılmıştır. Çeşme kesme taştan üç cephelidir. Kuzey cephesinde, namazgâh taşı bulunmaktadır. 3x5 m. ölçüsündeki çeşme iki renkli taştan yapılmıştır. Sivri kemerli çeşmenin ayna taşı ve yalağı, ayrıca üzerinde de bir gülçe bulunmaktadır. Çeşmenin konturları kabartma bir silme içerisine alınmıştır. Ayna taşı istiridye motifi ile sonuçlanmakta olup, burada palmet, lale ve karanfil motifleri ayrı ayrı cephelerde yer almıştır. Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi (Havsa) Edirne Havsa ilçesinde Sokollu Mehmet paşa 1576-1577 yıllarında cami, hamam, dergâhtan oluşan bir külliye yaptırmıştır. Külliyenin çeşmesi hamamın kuzeydoğu köşesinde olup kitabesinden Sultan I.Abdülhamid tarafından 1778’de bu külliyeye eklendiği anlaşılmaktadır. Kesme taştan olan çeşmenin üzeri geniş bir saçakla örtülmüştür. Barok üsluptaki çeşmenin sivri kemeri içerisinde ayna taşı ve üzerinde çeşitli bitkisel motifler bulunmaktadır. Samanyemez Çeşmesi (Uzunköprü) Edirne Uzunköprü Şehrliyan (Muradiye) Mahallesi, Hayrabolu Caddesi’ndeki Samanyemez Çeşmesi Sultan II.Murad’ın Malkoç yöresinden şehre getirdiği su şebekesi ile bağlantılı idi. Çeşme 1443 yılında yapılmış, zamanla harap olmuş, yıkılmış ve 1805 yılında da Seyit Hasan Ağa tarafından da onarılmıştır. Bu çeşmenin 1805 tarihli kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak Latif Bağman’ın Uzunköprü ile ilgili kitabında bu kitabenin metni yazıldır. Kitabe: Şehâ Seyyid Hasan ağa serefraz-ı cihân olsun Silahşoör şehinşah-ı aziz kârmân olsun Mütevelli iken oldu muvaffak böyle hayrata Yapup bir çeşme nil-i âsâ hemen ab-ı revân olsun Buhayratı kılıp ihya Kâmil Said dedi tarihin Bu ab-ı her kim içer ise ber murâd olsun 1805. Kervansaray Çeşmesi (Uzunköprü) Uzunköprü Kervansarayının köşesinde Kurtuluş Caddesinin başında bulunan bu çeşmeyi Sultan II.Murad yaptırmıştır. Ne yazık ki 1443 tarihli bu çeşme satılmış ve yerine bir banka binası yapılmıştır. İsmail Hakkı Balkaz bu çeşmenin 1958 yılındaki durumunu şöyle anlatmıştır: “Dış görünüşü ile adeta Selçuki kümbetlerini hatırlatan bu çeşme Uzunköprü kervansarayının sağ köşesinde inşa edilmiş en eski bir eserdir. Hiçbir süsü olmayan bu sade çeşmenin haznesi bir kenarı 3,5 m. uzunluğunda muazzam bir küp şeklinde olup, üstü taştan kare piramidal bir kubbe ile örtülüdür. 500 küsür seneden beri şehrin en önemli bir kısmının suyunu tek bu su olmasına rağmen bol bol temin etmektedir. Yalnız bu musluğun bulunduğu cephenin kenarları taş oluk ve çubuklarla, ortası da tezyin edilmiş olup kemerin altındaki dört köşe küçük bir taş üzerinde şu yazıt vardır: Sahib-ül hayrat ve hâsenat Dergâh-ı ali kapıcıbaşılarından ve Edirne eşraf hanedanından Esbak Filibe Nazırı merhum Hüseyin Naili ağa ruhu için El Fatihâ 1262.” Bu kitabeden de anlaşılacağı gibi Hüseyin Naili ağa bu çeşmeyi 1846 yılında onarmıştır. Mahmut Baba Çeşmesi (Uzunköprü) Uzunköprü’de Gazi Mahmut ve Park Çeşmesi ile de anılan bu çeşme Uzunköprü’nün yakınında idi. Sultan II.Murad tarafından 1443 yılında yaptırılmıştır. Çeşmenin suyu Malkoç su kaynaklarından toprak künklerle getirilmiştir. Bu çeşmenin özelliği aynı zamanda Uzunköprü’nün tarih köşkü işlevini üstlenmiş oluşudur. Çeşme üzerinde Sultan II.Murad tarafından 1443’te yapıldığı, sağ köşesinde ise köprünün 174 kemeri olduğunu belirten mermer bir kitabesi vardır. Mahmut Baba Çeşmesi 1965 yılında caddenin genişletilmesi sırasında bulunduğu yerden 5 m. doğuya taşınması için yerinden sökülmüş ve yalnızca ön cephesi eski haline uygun olarak yapılmıştır. Günümüzde çeşmenin suyu şehir şebekesinden sağlanmaktadır. Hasodalı Mehmet Ağa Çeşmesi (Uzunköprü) Şehsuvar Bey Çeşmesi de denilen Hasodalı Mehmet Ağa Çeşmesi, Şehsuvar Bey Camisi’nin doğusundaki avlu duvarına bitişiktir. Hasodalı Mehmet Ağa 1680 yılında Albaba yöresindeki bir su kaynağından su getirerek bu çeşmeyi yaptırmıştır. Ancak bu çeşme de yıkılmış ve yerine orijinalinden uzak bir yenisi yapılmıştır. Halise Hatun Çeşmesi (Uzunköprü) Halise Hatun Camisi haziresinin karşısında bulunan bu çeşmeyi Eyne (İnece) Kethüdalığını yapmış olan Uzunköprülü Hacı İbrahim Ağa eşi Halise Hatun adına 1705 yılında yaptırmıştır. Kesme taştan olan bu çeşmenin suyu Yaymeşe Bağlarından getirilmiştir. Sivri kemerli, dikdörtgen görünümlü çeşmenin sivri kemeri üzerinde talik yazı ile kitabesi yazılıdır. Kitabe: Kethüdâ mir-i Mükerrem Hacı İbrahim ağa Ruhu pâki Mustafa verdi su içsun içen Has-ü âm içti iş bu pâk ab çeşmeden Şâd ola subh-ü mesa ruhu Hüseyin ile Hasan Gel bu pâk-i Şenli dedi tarihin Geçmiş canân iç o Kevser âbı dünyada sen 1117 (1705). Habip Hoca Meydan Çeşmesi (Uzunköprü) Uzunköprü Habip Hoca Mahallesi Meydanı’nda bulunan bu çeşmeyi 1709 yılında Hacı İbrahim Ağa yaptırmıştır. Mimari yönden bir özelliği olmayan bu çeşmenin suyu Yaymeşe Bağlarından getirilmiştir. Çeşme üzerinde mermer üzerine yazılmış kitabesi bulunmaktadır. Kitabe: Sahib ül-Hayrat Hacı İbrahim ağa Eyne begi teberrükât varur Dest-gir ola dünyada hüdâ Vire cenette mansıb vecâ Çünkü bu çeşme ecri etti Ecrini eyle kevserden ilâh Dedi tamamına tarih-i dil Oldu bu çeşme hub Allâh 1121 (1709). Telli Çeşme (Uzunköprü) Image Uzunköprü Çarşısı’nın ortasında Telli Çeşme meydanı’nda bulunan bu çeşme 1800 yılında yaptırılmıştır. Çeşmenin üzerindeki bezeme XVIII.yüzyıl özellikleri taşımaktadır. Burada kıvrık dallar, Rumiler, servi motifleri taş üzerine işlenmiştir. Uzunköprü’nün 1920-1922 yıllarındaki Yunan işgali sırasında çeşmenin üzerindeki kitabe ve bezemeler kazınmıştır. Bugün ancak izleri görülebilmektedir. Bu çeşme 1960 yılında bugünkü yerine taşınmıştır. Özgürlük Çeşmesi (Uzunköprü) Image Uzunköprü’nün anıt çeşmesi olarak nitelenen bu çeşmeye Hürriyet Çeşmesi (Özgürlük Çeşmesi) ismi de verilmiştir. Çeşme Uzunköprü Meşrutiyet Anayasası’nın 1908’de yürürlüğe girmesi nedeniyle yapılmıştır. Anıtın yapılmasında Kaymakam Mahzar Müfit (Kansu) ve Belediye Başkanı Hafız İsmail (Yayalar)’in büyük payı olmuştur. Bu çeşme Uzunköprü’nün yolunun genişletilmesi sırasında yerinden sökülmüş ve bugünkü yerine taşınmıştır. Bu arada çeşmenin orijinal kitabeleri yok olmuştur. Bugünkü hali ile çeşme, mermer dörtköşe bir kaide üzerinde yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış dört sütunun taşıdığı küp şeklinde bir bölümden meydana gelmiştir. Kaidesi üzerine yeni bir kitabe konulmuştur. Çeşme ve anıt mimari yönden bir özellik taşımamakla beraber kentin simgesi konumundadır. Oniki Çeşme (Uzunköprü) Uzunköprü Kaymakamı Süleyman Bey ile belediye Başkanı Hafız İsmail Efendi’nin girişimleri ile Habip Hoca Camisi avlusunda 1917 yılında yapılmış ve Kirazlıdere’sinden de suyu getirilmiştir. Çeşme Klasik Türk mimarisi üslubunda, kesme taştan yapılmıştır. Yuvarlak kemeri içerisinde ayna taşı ve altında da yalağı bulunmaktadır. Rıza Efendi Cami Çeşmesi (Uzunköprü) Uzunköprü Rıza Efendi Mahallesinde eski Rıza Rıza Camisinin giriş kapısı yanında bulunan bu çeşmeyi Hacı İbrahim Ağa 1722 yılında yaptırmıştır. Çeşmenin suyu Sultan II.Murat’ın şehre getirdiği su şebekesinden sağlanmıştır. Çeşme üzerinde küçük bir kitabe bulunuyordu: “Sahib ül-Hayrat Hacı İbrahim Ağa, sene 1137 (1734)”. Rıza Efendi Çeşmesi cami ile beraber yıktırılmıştır. Bugün yerinde yeni Rıza Camisi bulunmaktadır. Edirne Saray ve Kasırları Saray-ı Atik (Eski Saray) (Merkez) Edirne’de ilk sarayı Edirne’nin fethinden dört yıl sonra Sultan I.Murat bugün Kaleiçi’nde Sarıbayır veya Muradiye Bayırı denilen yerde veya onun hemen yakınında 1362’de yapımına başlanmış 1365’te de tamamlanmıştır. Bununla beraber sarayın yeri kesinlik kazanamamıştır. Fatih Sultan Mehmet bu sarayda doğmuştur. Saray-ı Atik Yıldırım Beyazıt, Sultan II. Murat ve Çelebi Sultan Mehmet zamanında da kullanılmıştır. Evliya Çelebi bu sarayı görmüş ve Musa Çelebi tarafından da etrafının duvarla çevrildiğini belirtmiştir: “Evvelâ Selim Han Camii yakınında Kavak meydanı denilen yerde (Eski Saray) Edirne fatihi Gazi Murad Hüdavendigârın fetheder etmez bina eylediği saraydır. Eski Edirne kralları Manyas kapısı yakınında otururlarmış… Sonra bu Eski Sarayı Mûsa Çelebi genişletip kale gibi burç ve barusunu bir büyük duvar gibi bina ettirdi. Etrafı beşbin adım kaplar. Dört köşeden uzunca bir mihmansaray-ı sultanıdır. Duvarlarının yüksekliği iyrmi zira’ olup kuzeye açılır bir adet demir kapısı vardır. Sonra Süleyman Han Engerus (Macar) seferlerine rağbet etmekle bu sarayı ve yeniçeri odalarını imâr edip kırkbin yeniçeriyi hazır bulundurarak altı bin gılmanı hassayı bu sarayda oturtmak üzere eski sarayı divanhane-i âliler ve has oda, büyük, küçük hazine, kiler, doğancılar, seferiler, odalarıyla mâmur etti. Ama bağ ve bahçesi yoktur. Lakin suyu ve havası yeri yüksek olmakla lâtif ve mutedildir. Yapıldığı tarih 767 senesidir. Eski bina olmakla yetişen gılmanı hassa ve diğer Enderun ve Birun hademeleri elbette berhudar ve mâmur olup, iki cihan saadetine nâil olurlar. Süleyman han kanunu üzere bu eski sarayda üç bin has gulam ibâdetle meşgul olup, okuyup bilgileri tamamlayarak üç senede İstanbul2a gelip derecelerine göre yeni saraya girip padişah hizmetinde olurlar. İşte Edirne eski sarayı böyle bir nazargâhı sâlâtindir”. Kanuni Sultan Süleyman sarayı onarmış, genişletmiş ve acemi oğlanlara tahsis etmiştir. İlk saraydan günümüze hiçbir kalıntı gelememiştir. Ancak Selimiye Camisi’nin üst tarafında bulunan ve saray hamamı denilen çifte hamamın bu saraya ait olduğu sanılmaktadır. Saray-ı Cedid-i Amire (Yeni Saray) (Merkez) Image Edirne Sarayiçi’nde bulunan Edirne Sarayını Sultan II.Murat 1450 yılında yaptırmaya başlamış, Sultan Murad’ın ölümünden sonra çalışmalar bir süre durmuş, Fatih Sultan Mehmet döneminde Mimar Şehabeddin tarafından sarayın yapımına devam edilmiştir. Saray-ı Cedid-i Amire; Tunca Sarayı, Hünkâr Bahçesi Sarayı veya Edirne Sarayı Hümayunu gibi isimlerle de tanınmıştır. Başlangıçta yalnızca bir kasır niteliğinde olan bu saray Fatih Sultan Mehmet zamanında genişletilmiş ve Saray-ı Cedid-i Amire ismini almıştır. Osmanlı sarayları arasında Topkapı Sarayı’ndan sonra yapılan en büyük saray olan bu saraya Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdıkları ile beraber Bab-ı Hümayun, Alay Meydanı, Babussaade, Arz Odası, Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı, Harem ve Enderun gibi bölümler eklenmiştir. Edirne Sarayı beş büyük meydandan oluşmuştur. Bunlar Alay Meydanı, Kum Meydanı, Divan Meydanı, Enderun Meydanı ve Valide Taşlığı Meydanı’dır. Bunlardan Alay Meydanı sarayın en büyük meydanıdır. Bu meydanda sarayda çalışanların aylıkları dağıtılmış ve merasimler yapılmıştır. Bu yüzden de buraya Kese Meydanı ismi verilmiştir. Meydanın batısında Bab-ı Hümayun yer almakta idi. Bab-ı Hümayun’un her iki tarafında bulunan kapılardan sol taraftaki devlet büyüklerine, sağ taraftaki de halktan kişilere ait birer hapishaneye geçiliyordu. Burada Zülüflü Baltacılar Dairesi ile sarayın mescit ve hamamları bulunuyordu. Alay Meydanı’nın etrafı direkler üzerine oturtulmuş saçaklarla çevriliydi. Bunun güneyinde günümüze kalıntıları gelebilmiş olan Matbah-ı Amire vardı. Ayrıca buradaki mutfakların batısında büyük bir şadırvan, mescit, kiler, kiler yazıcıları dairesi ile ahçılar hamamı da bulunuyordu. Alay Meydanı’ndan Akağalar Kapısı ile çıkılmakta, buradan da Arz Odasına geçiliyordu. Image Sarayın Kum Meydanı’nda bulunan Arz Odasının duvarları Sultan IV.Mehmed zamanında çinilerle kaplanmıştır. Buraya Fatih Sultan Mehmet zamanında Cihannüma Kasrı ile Kum Kasrı yaptırılmıştır. Sarayın Divan Meydanı, Alay meydanı’nın kuzeyinde bulunuyordu. Divan kapısı’ndan veya dışarıdan, Baltacılar Kapısı’ndan girilen bu meydanda Darüssaadet Ağası, Başkapı Gulâmı ve Harem ağalarının daireleri yer alıyordu. Enderun Meydanı veya Çeşme Meydanı denilen meydanda Kuşhane Matbahı ile Hünkâr Camisi bulunuyordu. Ancak, kaynaklardan bu caminin minaresi olmadığını öğrenmekteyiz. Valide Sultan Taşlığı olarak anılan meydanın çevresi bir veya iki katlı yapılarla çevrilmişti. Bunlar birbirlerine merdivenli dehlizler, küçük kapılar ve dar yollarla bağlanmıştı. Buradaki her daire kendi başına ayrı bir plan düzeni içerisinde idi. Ayrıca burada Kadın Efendiler, Şehzadeler, Sultan IV.Mehmet, Sultan II.Ahmet, Hasekiler daireleri, Sultan Süleyman Sofası, yatak hamamı, Valide Sultan Dairesi, Hastalar Koğuşu gibi yapılar da yer alıyordu. Kanuni Sultan Süleyman buradaki taşlığın ortasına büyük bir havuz yaptırmışsa da bu havuz daha sonra Sultan IV.Mehmet döneminde ortadan kaldırılmıştır. Image Edirne Sarayı İstanbul’da daha sonra yapılmış olan sarayların plan ve düzen bakımından bir benzeridir. Ancak bu saray İstanbul’dakilere göre daha geniş bir alana yayılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Hadika-ı Hassa denilen saray bahçesi arazisini Tunca Nehri’nde yaptırılan bir köprü ile bağlamıştır. Aynı dönemde Terazi kasrı ile Adalet Kasrı da burada yapılmıştır. Sarayın 119 odası, 21 divanhanesi, 22 hamamı, 13 mescidi, 16 büyük kapısı, 13 koğuşu, 4 kileri, 5 matbahı ve 14 kasrı bulunuyordu. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman 1538-1539’da buraya son derece görkemli bir divanhane eklemiştir. Sultan II.Selim de Hasbahçe’nin kuzeyine Mamuk (Mumuk) ismi verilen bir de kasır eklemiştir. Buradaki Alay Köşkünde de bayram törenlerinin yapılması gelenekselleşmiştir. Sultan III.Ahmet bu sarayın harem dairesine 5 oda ve bir de hazineden ibaret yeni bir bölüm eklemiştir. Sultan II.Mustafa daha önce babası IV.Mehmet’in yaptırdığı özel bölümü onarmış, genişletmiş, bir de havuzlu divanhane eklemiştir. Saray-ı Cedid-i Amire’nin bu bölümlerinden ayrı olarak Edirne'de saraya ait çeşitli kasırlar bulunuyordu. Bunların başında Şikâr Kasrı, Aynalı Kasır, Bostancıbaşı Kasrı, Terazi Kasrı, Adalet kasrı, İftar Köşkü, Bülbül Kasrı, Değirmen Kasrı, Bayırbahçe Kasrı, İmadiye Kasrı, Köşkkapı Kasrı, İğdiye Kasrı, Demirtaş Kasrı, Akpınar Kasrı, Üsküdar Kasrı ve Mehterhane-i Amire bulunuyordu. Bu kasırlardan Adalet Kasrı Fatih Köprüsü’nün yanında kule biçimli üç katlı bir kasır iken, günümüze yalnızca alt kısmı gelebilmiştir. Kasrın üst katı padişah ve saray ileri gelenlerine mahsus olup, son derece güzel bezenmiştir. Üzeri yüksek bir kubbe ile örtülü idi. Kanuni Sultan Süleyman’ın Mimar Sinan’a 1561’de yaptırdığı bu kasırda Padişaha halk isteklerini dilekçe ile sunuyordu. Bunun dışında kalan kasırlardan günümüze herhangi bir iz gelememiştir. Image Terazi Kasrı Kanuni Sultan Süleyman tarafından Edirne’ye getirilen suların Saray içerisine dağıtıldığı bir bölüm idi. Duvarları yontma taştan olan iki büyük kule şeklinde idi. Bu kulelerden biri Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü’nün Sarayiçi’ne girişinde, diğeri de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Sarayiçi’ne girilen kısmında idi. Kasrın 2,5 m. yüksekliğindeki tuğla ve horasanlı duvarları içerisinden mermer merdivenlerle kulenin üzerinde sultanlara mahsus son derece güzel bezemeli bölüme çıkılıyordu. Buradaki odanın etrafı sedirlerle çevrili olup, ortasında da bir havuz vardı. Adalet kasrının 15 m. doğusunda Tunca sahiline bakan yerde İftar Köşkü bulunuyordu. Bu köşk geniş pencereleri ile Sarayiçi’ne bakıyordu. Edirne Sarayı’nın en önemli bölümlerinden birisi de Cihannüma Kasrı’dır. Bu kasrın pek az bir bölümü günümüze gelebilmiştir. Çeşitli dönemlere ait gravür ve fotoğraflardan bu kasır hakkında bilgi edinilmektedir. Kasrın divanhanesi sedef, bağ ve fil dişi ile süslü ceviz bir padişah tahtı bulunuyordu. Sekiz köşeli bir planı olan Cihannüma Kasrı, kesme taştan yapılmıştır. Tavanı altın yaldızlı çıtalarla bölünmüş ve araları da kalem işleri ile süslenmiştir. Cihannüma’nın etrafında yaklaşık 3 m. genişliğinde, 6 köşeli üstü örtülü bir de galerisi bulunuyordu. Kasrın altında da Müseddes Oda denilen sekiz köşeli bir yer bulunuyordu. Bu odanın da üzeri, tavanı ve kapıları bezeli olup, içerisinde gömme dolaplar bulunuyordu. Edirne Sarayı’ndaki cephaneliğin patlaması ile birlikte büyük bir kısmı tahrip olmuş, ayakta kalan bölümleri de zamanla yağmalanmıştır. Cihannüma Kasrı’nın yalnızca zemin katı ve kule kalıntıları günümüze gelebilmiştir. Sultan III.Ahmet zamanında (1703-1730) saray ihmal edilmiş, 1752 ve 1753 depremlerinde büyük ölçüde tahrip olmuştur. Image Rıfat Osman Bey’den öğrenildiğine göre; 1787, 1802-1803, 1807, 1811, 1827-1828 yıllarında sarayın onarılması için bazı keşifler yapılmış ancak, sarayda önemli bir onarım yapılmamış, daha önce harap olmuş bölümler ile daireler yıktırılmıştır. Sarayın 1805-1806 yıllarından itibaren bazı bölümlerine askeri malzemeler yerleştirilmiş ve burası bir cephaneliğe dönüşmüştür. Edirne’yi 1829’da işgal eden Ruslar ordugâhlarını bu sarayın bahçesinde kurmuşlar bu arada sarayın harap olmuş bölümlerini, etrafındaki ağaçları keserek yakmışlardır. Ruslar Edirne’yi terk ederken de saray eşyaları ile duvarlarındaki çinileri söküp Rusya’ya ***ürmüşlerdir. Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahati dönüşünde Edirne’den geçeceğini öğrenen Vali Hurşit Paşa 1867’de sarayın ayakta kalmış bazı bölümlerini onarmaya başlamış ancak padişahın buradan geçmeyeceği öğrenilince de çalışmalar ağırlaştırılmıştır. Vali İzzet Paşa’nın zamanına kadar (1873) ufak çapta tamirler yapılmışsa da sarayın bütününe dokunulmamıştır. Osmanlı-Rus 1878 Savaşında burası Osmanlı ordusunun cephaneliğine dönüştürülmüş, Rusların Edirne’ye gireceği kesinleşince de Edirne Valisi Namık Paşazade Cemil Paşa veya Müşir Ahmet Eyüp Paşa’nın verdiği emirle, cephaneliğin Rusların eline geçmemesi için 18 Ocak 1878 günü saray ateşe verilmiştir. Sarayın yangını üç gün sürmüş, Edirne Rus işgalinden kurtarıldıktan sonra sarayın yanmayan bölümlerindeki değerli parçalar, arta kalan çiniler Vali Rauf Paşa tarafından bazı yabancı devletlerin temsilcilerine bağışlanmıştır. Bu konuda saraydan 27 sandık eşyanın ***ürüldüğü söylenmektedir. Hacı İzzet Paşa 1894’te yeniden Edirne Valisi olduktan sonra sarayı ihya etmek istemişse de bunu gerçekleştirememiştir. Ardından gelen valiler Edirne’nin yeniden yapılanmasında, özellikle kışla ve kamu binalarının inşası için gerekli malzemeleri sarayın kalıntılarından sağlamışlardır. Bu nedenle de saray kısa sürede ortadan kalkmıştır. Edirne Sarayı’nın yeniden ortaya çıkarılması için Trakya Üniversitesi 1995 yılında çalışmalara başlamış, bunun için de öncelikle bir Edirne Sarayı Sempozyumu düzenlenmiştir. Bundan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Türk İslâm Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Gönül Çantay burada kazı çalışmalarına başlamış ve sarayın temelleri, ayakta kalabilmiş duvarları ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde Trakya Üniversitesi ve Edirne Müzesi kazılarını sürdürmektedir. Kazılar sırasında saray mutfağının çinileri, keramik kap kacakları bulunmuştur. Prof.Dr.Gönül Cantay’a göre saray mutfağı on bini aşan kişiye hizmet vermekteydi. Edirne Kilise ve Sinagogları Büyük Sinagog (Merkez) Image Sultan I.Murad Edirne’yi fethettikten sonra Yahudilerden Romaniot Cemaati’ni Edirne’ye yerleşmeleri için davet eder. Bu dönemde Edirne Hahambaşılığı tarafından kurulan Yeşiva Doğu Avrupa Yahudileri için dinsel bir ilim merkezi haline gelmiştir. Bundan sonra İspanya başta olmak üzere 1492’de Orta Çağ Hıristiyan bağnazlığından kaçarak Osmanlı’ya sığınan Seferad Yahudileri ve diğer Yahudi cemaatleri Edirne’ye gelerek kendi mahallelerini kurmuşlardır. Her cemaat kendi sinagoglarını kurmuş ve XX.yüzyılın başlarında Edirne’deki sinagog sayısı 13’e ulaşmıştır. Ancak, Edirne’de Harik-i Kebir (Büyük Yangın) diye isimlendirilen yangın şehirde 1514 evi yakarken, sinagogları da tahrip etmiştir. Bu yangınla birlikte 20.000’e yakın Yahudi sinagogsuz kalmış, bunun için de yeni bir sinagogun yapılması kaçınılmaz olmuştur. Yeni bir sinagog yapılması için Rusya, Almanya, Macaristan başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli yerlerinden toplanan paralarla 6 Ocak 1906’da Osmanlı Hükümetinin izni ile Kaleiçi’nde Dilaver Bey Mahallesi’nde yeni sinagogun yapımına başlanmıştır. Bu sinagog Viyana sinagogu örnek alınarak Fransız mimarı France Depre tarafından yapılmış, 1907 yılında da ibadete açılmıştır. Sinagog üç ana binadan meydana gelmiştir. Bunlar Büyük Sinagog, Küçük İbadethane ve Okul binasıdır. Ancak Hahambaşılık olarak düşünülen yapı maddi olanaksızlıktan ötürü tamamlanamamıştır. Büyük Sinagog dikdörtgen planlı olup, tuğladan yığma olarak inşa edilmiştir. Üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüş, iki yanına da iki kule eklenmiştir. Ana giriş üç kapılı olup ayrıca iki yandaki kulelere de çıkış merdivenleri bulunmaktadır. Image İç mekanda mihrabın bulunduğu duvarın uç kısmına Ehal (el yazması Tevrat kopyalarının saklandığı dolap) yerleştirilmiştir. Bunun önünde, sağ ve sol yanlarda da cemaatin saygın iki kişisinin oturacağı koltuklar, bunların önünde de Teva (sinagoglarda duaların okunduğu platform) bulunmaktadır. Ayrıca salonda dua edenlerin ve âyine katılacakların oturacakları koltuklar yerleştirilmiştir. Bu sinagogun en büyük özelliği de mükemmel akustiğidir. Tavan bezemelerinde, balkonda çiçek motifleri, gökyüzünü betimleyen yıldız figürleri, On Emir’den yola çıkarak yerleştirilen figürlere yer verilmiştir. Yahudi cemaati 1925 yılında Lozan Antlaşması’nın tanıdığı hak ve imtiyazlardan vazgeçtiklerini beyan etmişlerdir. Ardından da Yahudiler kendilerine yönelik baskılar olduğunu ileri sürmüş ve İstanbul’a göç etmişlerdir. Edirne’de 1940’lı yıllara kadar görevde olan son Hahambaşı Moşe Behmuaras’ın ölümünden sonra ve İsrail Devleti’nin kurulmasından sonra şehirdeki Yahudi cemaati azalmıştır. Bundan sonra Edirne’de kalan 100-150 kişilik Yahudi cemaati 1983 yılına kadar sinagogu kullanmıştır. Edirne’deki Yahudi cemaatinin İstanbul ve İsrail’e göç etmesi ile cemaatsiz kalan sinagog 1995 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmiştir. Image 1997’de yoğun kar yağışı nedeni ile sinagogun çatısında biriken kar, üst örtünün çökmesine neden olmuştur. Bundan sonra Trakya Üniversitesi sinagogun onarımını üstlenerek kültürel amaçlı kullanacağını Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirmiştir. Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Osman İnci kendilerine tahsis edilen bu yapıyı korumaya yönelik çalışmalarda bulunmuştur. Ayrıca Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyeleri restorasyon planlarını hazırlamıştır. Onarım için yapılan keşif bedeli 10.000.000.000 TL. bulmuş, Trakya Üniversitesi Türkiye’deki Musevi cemaati ile görüşmüş ve bu konuda katkılarını istemiştir. Bu konuda İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan Seferadi Müzik Topluluğu’nun verdiği konser bu parayı karşılayamamış ve Yahudi cemaatinden de gerekli katkı sağlanamamıştır. Bunun üzerine Trakya Üniversitesi binayı tekrar Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bırakmak zorunda kalmıştır. Günümüzde Edirne’deki Yahudi kültürünü yansıtan Büyük Sinagog kendi haline terk edilmiş konumdadır. Ayasofya Kilisesi (Merkez) Edirne’de Ayasofya Kilisesinin olduğu tartışmalıdır. Ancak Edirne’nin Kaleiçi semtinde Ayasofya olarak tanınan ve Osmanlılar tarafından şehrin fethedildiği yıllarda cami olarak kullanılan Ayasofya simli bir kilisenin olduğu bilinmektedir. Bu yapı Sultan I.Murad zamanında camiye çevrilmiş ve ilk Cuma namazı da fetihten sonra burada kılınmıştır. Sultan II. Murada zamanında (1421-1451) bu kilisenin yanına bir medrese eklenmiş, Sıraceddin Mehmed bin Ömeri Halebi buraya müderris yapılmıştır. Bundan sonra da Ayasofya Kilisesi Halebi Camisi olarak tanınmıştır. Badi Efendi’den öğrenildiğine göre kilisenin dört kemerin taşıdığı merkezi bir kubbesi varmış. Minaresi ise ahşaptanmış. Ayasofya, 1752 yılında depremden harap olmuştur. XIX. yüzyılın sonlarında harap durumda olan bu yapının malzemesinden yararlanılmak için kalan taşları sökülmüştür. Edirne Tarihi yazarı Osman Nuri Peremeci bu yapının yeri olarak Semerciler Caddesinde, 25 Kasım Stadyumuna giden yolun solundaki geniş alanı göstermektedir. Günümüze bu yapıdan yalnızca bir fotoğraf gelebilmiştir. Bu fotoğraf Bulgar Arkeoloji Enstitüsü’ndedir. Fotoğrafa dayanılarak yapının serbest Yunan haçı plan düzeninde olduğu, ortadaki dörtgen bölümün üzerini de14 m. çapında merkezi bir kubbe örttüğü sanılmaktadır. Bu kubbenin Geç Bizans Devri özelliklerini yansıttığı konusunda Bizans Sanatı uzmanları aynı görüşte birleşmişlerdir. Haçın kollarının da fotoğrafa dayanılarak 8.50x15.20 m ölçüsünde olduğu sanılmaktadır. Tiris iya Hares Kilisesi (Merkez) Edirne Yıldırım Bayezıd Camisi’nin bulunduğu yerde, Tiris iya Hares Kilisesinin bulunduğunu bazı kaynaklar belirtmiştir. Ancak bu iddia kesinlik kazanamamıştır. Rıfat Osman da Edirne Rehnüması isimli eserinde Yıldırım Camisi’nin bulunduğu yerde bir kilise olduğunu ileri sürmüştür. Cornelius Gurlitt’de İtalya Ravenna’daki Galia Placidia ile benzerlik kurmuş, 440 yıllarında yapılmış olabileceğini sözlerine eklemiştir. Yıldırım Beyazıt Camisi yapılırken bu kiliseden hiçbir kalıntı ve iz kalmamıştır. Sinaitikon Kilisesi (Merkez) Edirne’deki bu kilise konusundaki bilgiler oldukça yetersizdir. Prof. Dr. Semavi Eyice yakın zamanlara kadar Edirne’de küçük bir kilise olduğunu söylerse de yeri konusunda tam bir bilgi verememektedir. Sina Manastırı ile ilgili olduğu sanılan kilisenin 7.70 m. uzunluğunda, 3 m. çapında bir kubbe ile örtülü olduğu C.Gurlitt’in çizdiği bir krokiden anlaşılmaktadır. İtalyan Kilisesi (Merkez) Image Edirne, Kaleiçi semtinde XIX. yüzyılın ortalarından kalmıştır. Edirne’de, özellikle Karaağaç’ta diğer yabancı devletler gibi İtalyan kolonisi de yaşıyor, diğerleri gibi İtalyanların da konsolosluğu bulunuyordu. Bu kilise dikdörtgen planlı olup moloz taş ve tuğladan bazilika planlı olarak yapılmıştır. Üç nefli olan bazilikanın üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. İki katlı, bahçe içerisindeki kilisenin müştemilat binasının dört cephesinde de dikdörtgen söveli pencereleri bulunmaktadır. Bu bina Edirne Valiliği tarafından onarılmıştır. Giriş kapısı mermerden yuvarlak kemerli olup üzerinde Latince yazılı bir kitabesi bulunmaktadır. Kilise bugün harap bir durumdadır. Ayasofya (Enez) Image Enez Ayasofyası’nın yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber mimari üslubu Orta Bizans Döneminde, XII.yüzyılda yapıldığını göstermektedir.Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu yapı ile sanat tarihçiler ilgilenmiş ve bir çok yayında, bilimsel araştırmada yer almıştır. Orta Bizans Dönemi, yapı üslubunu gösteren Ayasofya kapalı Yunan haçı planında yapılmıştır. Zengin taş ve tuğla işçiliği ve freskleri ile de Bizans’ın önemli eserleri arasında yer almaktadır. Palaiologoslar Döneminde (1261-1453) batı yönü paye ve sütunlarla bölünmüş, ayrıca buraya kemerli bir de dış narteks eklenmiştir. Osmanlı döneminde bu narteks de bazı değişiklikler yapılmış ve sol tarafındaki bir bölüm odaya dönüştürülmüştür. Ayrıca bu dönemde yapının kuzeyine bir kapı açılmış, güneyine de mihrap ile minber yerleştirilmiştir. Kilisenin ibadet mekanı olan naos, yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbe belirlenemeyen bir tarihte yıkılmış, cami olarak kullanıldığı dönemde de üzeri kiremitli ahşap bir çatı ile kapatılmıştır.Yunan haçının kollarının ortasındaki kubbe dışında kalan bölümlerin üzerinin tonozla örtülü olduğu sanılmaktadır. Yapının dış cephesindeki tuğla bezemeler Palaiologoslar Dönemi (Son Bizans Dönemi) Bizans mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Bizans döneminde freskler, mermer frizler ve mozaik döşemelerle kaplı olduğu sanılan kilise Osmanlılar zamanında kalem işleri ve kubbe eteğini çepeçevre kuşatan bir ayet ile bezenmiştir. XX. yüzyılın başında burada yapılan araştırmalarda ele geçen bir yazıttan Bizans döneminde ayrıca Khrysospege (Altın Kaynak) ismiyle de tanındığı öğrenilmiştir. l971-1972 yıllarında burada yapılan kazı ve araştırmalar da büyük bir bölümü toprak dolgusunun altında kalan yapının üzeri temizlenmiştir. Döşemesinin kalker ve taş levhalarla kaplı olduğu, ayakta kalabilen kuzey-doğu duvarlarında yer yer freskler olduğu izlerden anlaşılmıştır. Ayrıca tuğlaların aralarına çeşitli desenler oluşturacak biçimde yerleştirilmiş örgü tekniğinde ilginç bir duvar örgüsü de dikkati çekmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde Enez, Has Yunus Bey tarafından 1456’da fethedilmiştir. Bu nedenle Enez Kilisesi camiye çevrilmiş ve Fatih Camisi olarak da tanınmıştır. Osmanlılar tarafından camiye çevrilen yapı l962 yılına kadar cami olarak kullanılmıştır. l980’li yıllarda yapı bakımsızlıktan çökmüştür. Ancak Başbakanlık Arşivindeki bir belgeden l710’da tamir edildiği öğrenilmektedir. XVIII. Yüzyılın başlarında harap olduğu bir arşiv belgesinden öğrenilmiş ve o tarihten sonra yeterince ilgilenilmemiştir. Caminin minaresi Balkan Savaşı sırasında yıkılmıştır. Enez Kiliseleri (Enez) Enez’de bir tarla içerisinde üç duvarı yıkılmış olmasına rağmen doğu duvarı oldukça iyi durumda bir kilise kalıntısına rastlanmıştır. Kaba bir taş işçiliği göstermekte olan bu kilisenin da kapalı yunan haçı planında olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Enez Kalesi’nin kuzey kısmındaki bir başka kilisenin kalıntıları define arayıcıları tarafından yok edilmiştir.Ayasofya’nın giriş kapısı önünde tek nefli kaba işçilikle yapılmış bir kilise kalıntısına daha rastlanmıştır. Sweti George Bulgar Kilisesi (Merkez) Image Edirne'nin Kıyık semtinde bulunan Sweti George Bulgar Kilisesi 1880 yılında yapılmış, iç dekorasyonu da 1889’da tamamlanmıştır. Bu kilisenin bulunduğu yerde daha eski tarihlere ait bir kilisenin bulunduğu, eski kiliseden kalma tablolardan anlaşılmaktadır. Kesme taş ve tuğladan yapılan kilisenin zemini mermerle kaplıdır. İç bezemesi oldukça zengin olup, ikonaları ile tanınmıştır. Yahudi Havrası (Merkez) Edirne'nin Kaleiçi mevkiinde bulunan Havra 1902-1903 yıllarında taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Günümüzde harap durumdadır. Edirne Kalesi ve Surları (Merkez) Image Edirne Kaleiçi’nde bulunan Edirne Kalesi’ni Roma İmparatoru Hadrianus (117-138) yaptırmıştır. Bizans İmparatoru I.Iustinianus (527-565) döneminde onarılmış ve bir çok kısmı yeniden yapılmıştır. XIX.yüzyıla kadar çeşitli onarımlar geçiren bu kale 360.000 m2.lik geniş bir alanı kaplıyordu. Kale blok taşlardan oluşmuş dikdörtgen planlı idi. Kalenin her köşesine silindirik, kesme taştan birer kule eklenmiştir. Bugün bu kulelerden bir tanesi ayakta olup, yakın tarihlere kadar saat kulesi olarak kullanılmıştır. Kulelerden diğerleri Osmanlı döneminde hapishane olarak kullanılmıştır. Bu kuleler Kafes Kapı, Germe Kapı Kulesi ve Zindan Altı Kulesi isimleri ile tanınıyordu. Evliya Çelebi saat kulesi olarak kullanılan kuleden Makedon Kulesi olarak söz etmektedir. Ayrıca bu kulelerin arasında on ikişer burcun bulunduğu bilinmektedir. Kalenin 9 giriş kapısı olup, çevresi hendeklerle çevrili idi. Bu kapılara Kule Kapısı, Topkapısı, Yerli Kapı, Kapı Kapısı, Uğrun Kapı, Manyes Kapı, tavuk Kapı, İstanbul Kapısı, Orta Kapısı isimleri verilmişti. Bu plan tipi Roma ordugâhlarının (Castrum) plan düzenine uygun olduğu görülmektedir. Anadolu’ya 1553 yılında gelen Hans Dernschwam, buradaki burçların birisinde tuğladan oldukça iri harflerle yazılmış Grekçe bir yazıt olduğundan söz etmektedir. Aynı hususu Ahmet Badi Efendi de belirtmiş ve tercümesini de ismini taşıyan tarihinde yazmıştır: “Ya Rab! Nusret eyle, hâmi-i din muhibbi İsa olan imparator İoannis” bu kitabede ismi geçen imparatorun Paleologoslar döneminde Bizans imparatorlarından İoannes Paleiologos (1341-1391) veya İoannes VI. Kantakuzenos’a (1347-1354) ait olduğu sanılmaktadır. Bu kitabe 1886’da burcun üzerine önce ahşap, 1894’te de kâgir olarak yapılan saat kulesinin yapımı sırasında ortadan kaybolmuştur. Ahmet Badi Efendi’ye göre; kuzey kenardaki küçük burçlardan dördüncüsünün üzerinde de mermere yazılmış yine Grekçe bir kitabe daha bulunuyordu. Bu kitabe XIX.yüzyılın başlarında yerinden sökülerek Edirne’deki kilisede saklanmış, kilise yıkıldıktan sonra da Edirne Müzesi’ne ***ürülmüştür. Bu kitabede adı geçen imparator Mikhael Palaiologos’tur (1261-1282). Kitabe: “Romalılara gerçekten şan veren hükümdar Mikhael ki onun sayesinde Konstantinios şehri kurtarıldı. Barbarlara karşı onların hücumları karşısında hiç sarsılmayan kuleli suru yaptırdı”. Burçları birleştiren surlar üzerinde Biyennios ismi yazılı bir de monogram bulunuyordu. Bütün bu kitabeler Bizans döneminde Edirne Kalesi’nin ve surlarının onarıldığını ve önemsendiğini göstermektedir. Evliya Çelebi de bu surlar hakkında bilgi vermektedir: “Beş arşak genişliğindeki büyük şehrin tam ortasında Edrona adlı kral tarafından yaptırılmıştır. Şekli batıya doğru dört köşeden biraz daha uzunca, şeddadi kayadan, sanki Ferhat işidir. Kapı ve duvarı öyle sanatlıdır ki bir sıra tuğla bir sıra traşlanmış taşla yapılmış bir sağlam kaledir. Duvarın temeli 29 zirâdır. Etrafında küçük ve büyük 160 kaf dağına benzer sağlam burçları vardır. Bu kale dört köşe inşa ettirildiğinden her köşesinde birer sağlam ve yüksek kuleleri vardır”. Edirne Kalesi Osmanlı döneminde önemini yitirmiş ve 1866-1870 yıllarından itibaren Vali Hurşit Mehmet Paşa tarafından şehir içerisinde hastane, hükümet binası, kışla ve okul yapılması için taşlarından yararlanılmıştır. Bu nedenle de kale yıkılmıştır. Edirne Belediyesi 2005 yılında ayakta kalan burcun çevresindeki ahşap dükkanları yol açmak nedeni ile yıktırmış, bu yıkım çalışmaları sırasında kalenin blok taşlardan olan temelleri ortaya çıkarılmıştır. Edirne Müzesi’nin burada yaptığı kazı çalışmalarında oldukça büyük ölçüde birbiri üzerine oturtulmuş bloklardan oluşan kalenin 3-3,5 m. yüksekliğe kadar ulaşan burçlar arasındaki sur duvarları ile burç kaideleri ortaya çıkarılmıştır. Bu konudaki çalışmalar sürmektedir. Ayrıca Edirne Sultan Oteli’nin bahçesinde de bu kalenin surlarına ait kesme köfeki taşından bir sur duvarı 5-6 m. yüksekliğe kadar ayakta durmaktadır. Enez Kalesi (Enez) Image Antik Çağda Akropol denilen yüksek bir tepe üzerindeki kalenin tarihçi Prokopios, Balkanlardan gelen barbar akınlarını önlemek amacıyla yapıldığını yazmıştır. Kalenin yapım tarihi kesin olmamakla birlikte, duvarlarındaki devşirme yapı malzemeleri Bizans öncesi yapıldığına işaret etmektedir. MS.VI.yüzyılda Iustinianus’un kaleyi onardığı kaynaklarda geçmektedir. Ana girişi kuzeyde olan kale, doğu-batı doğrultusunda uzanmakta, güneyinde sur duvarı ile birleşmektedir. Denize bakan tarafta iki tane çok köşeli kulesi vardır. Bunlardan sağdaki yıkıldığından günümüze ulaşamamıştır. Batıdan uzanan sur duvarı ise içeriye doğru bir eğim yaparak güneyden gelen duvarla birleşmektedir. Böylece kalenin bu bölümü yarım kubbe biçiminde olup, Meriç Nehri’nden gelecek tehlikelere karşı savunmayı güçlendirmektedir. Kuzey-doğu köşesindeki köşeli kule batı yönünde yine köşeli bir yarım kubbe ile çıkıntı yapmaktadır. XII.yüzyılda onarılan kalenin yapı malzemesini kesme taş, tuğla ve antik mimari parçalar meydana getirmiştir. Kaledeki antik mimari parçalar bugün Enez’in ev ve bahçelerinde görülmektedir. Image Kalenin içerisinde Enez’in simgesi özelliğini taşıyan Enez Ayasofyası, mozaik döşemeli küçük bir kilise ve bir de şapel olarak kullanılmış bir mağara vardır. Burada bulunan Pan ve dans eden su perilerini tasvir eden bir kabartma Edirne Müzesi’ne ***ürülmüştür. Kalenin anıtsal giriş kapısı yanındaki duvarda da beyaz mermerden bir Trak süvarisinin tasviri vardır. Ayrıca kale içerisindeki sivri Osmanlı kemeri de yapının Türkler tarafından kullanıldığına işaret etmektedir. Enez Kalesi'nin bulunduğu tepe, yerleşim alanının bir bakıma akropolüdür. Bu bölüm surlarla çevrilmiştir. Giriş kapısı şehre yönelik olup, yuvarlak kemerli oldukça görkemlidir. Kesme taş ve tuğladan yapılan sur duvarlarında yer yer moloz taşlar da kullanılmıştır. Surların giriş kapısının kenarında mermer üzerine Trak süvarilerini gösteren bir kabartma yerleştirilmiştir. Enez'de yapılmakta olan kazılarda şehrin dış noktalarında da sur duvarlarına ait izler ortaya çıkarılmıştır. Bu da gösteriyor ki Enez'in çevresi Bizans döneminde yapılmış surlarla kuşatılmıştır. Kalenin bulunduğu tepe iç kale özelliğini taşımaktadır Edirne Saat Kulesi Image Edirne’nin merkezinde Roma imparatoru Hadrianus’un (117-138) yaptırdığı kalenin burcu üzerinde Vali Hacı İzzet Paşa 1886 yılında belediye gelirlerinden 400 Liraya burç üzerine ahşap bir saat kulesi yaptırmıştır. Burç üzerine de 1886 tarihli bir kitabe yerleştirmiştir: Muhyi-i Mülk-ü milel hazreti Sultan hamid Kim Huda kılmada zâtın nice hayre alet İşte bu hayrı da vali Hacı İzzet paşa verdi Tesise delaletle bu şehre ziyned yazdı İhmamına Hafız Güherî Bir tarih verdi bu şehre şeref Kulede elhâk saat 1330 (1886) İlk yapılışında ahşap olan bu kule 1894 yılında yıktırılmış, yerine taş ve tuğladan yeni bir kule yapılmıştır. Kule yukarıdan aşağıya doğru genişleyen bir yapı idi. 48 m. yüksekliğinde olan bu kule yangın kulesi olarak da kullanılmıştır. Kulenin ikinci ve üçüncü katlarında bir sofa ile oturulacak yerler bulunuyordu. Ancak bu kule de 1953 yılında depremden hasar görmüş, duvarları çatlamış ve yıktırılmıştır. Bu saat kulesi yuvarlak olup, üzeri küçük bir kubbe ile örtülü idi. Dört cephesinde de yuvarlak nişler içerisine saatler yerleştirilmiştir. Kulenin saati Fransa'dan getirilmiştir. Edirne Müzesi 2004 yılında Belediyenin saat kulesi çevresindeki ahşap dükkanları yıktırmasından sonra burada bir kazı çalışması yapmıştır. Roma burcunun altında ve etrafında bulunan Roma dönemine ait kalenin temelleri ile 3-4 m. yüksekliğe kadar olan kesme taştan blok halinde sur duvarları ortaya çıkarılmıştır
 

Ziyaretçi Defteri

Son Yazılan Mesaj
AHMET YILMAZ
Yeniden başkanlığı seçilen Başkanımız R
Ziyaretçi Defteri - Görüşleriniz bizim için değerlidir...

Üye Girişi

Üye Girişi

Müzik Kutusu

Error:
Adobe Flash Player needed.

Atatürk Köşesi

Engel


SİTE TASARIM & PROGRAMLAMA - KDS | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi